Hayır bu bir patronun söylediği bir söz değil. Onun ağzından ancak şu cümle çıkabilir: İşi ne, yapacak. Veya biraz insanlık varsa içinde: Eyvallah usta güzel olmuş.
Bu yazıdaki amacım patronları yermek veya bir parti propagandası yapmak değil. Solcu bir yazı yazmış diyebilirler. Ben gördüklerimi yazmaya çalışıyorum onu bir kılıfa sokmak size kalmış.
Tohumdan kocaman sebzeler üreten insanlara selam olsun. Ona sevgilerini katıp büyüten insanların ellerinden öperim. İçinde oturduğumuz evleri yapan ustaların kollarına sağlık.
Teknolojide bundan birkaç yüzyıl geriye gittiğimizde her şey aslında daha net gözüküyor. Üreten kesimin yerini robot eller aldığında üretilen malzeme de değersizleşiyor. Eğer böyle olmasa el üretimi alıcıya özel otomobiller 1 milyon dolar olmazdı. Herkes araba sahibi olmanın peşinde ama ne zaman bu amaca ulaşsalar kısa sürede sıkılıp gözleri başka bir arabaya kayıyor. Bunun nedenlerinden biri belki en önemlisi hepimize empoze edilen tüketme isteği.
Tüketme isteğimiz azaldığı takdirde para döngüsü yavaşlayacak ve malları ellerinde kalan patronlar bir bir iflas edecekler. Aslında ortada 1000 birim para var ve bu para tüm dünya içinde yer değiştiriyor. 1 birim maaş alıyorsun ay sonuna kadar harcama denilen çeşitli aktivitelerle bu paranı dağıtıyorsun. Biriktirirsen bile günün birinde harcayacaksın kefenin cebi yok diye doğru bir söz var. Alacağın kilo kilo etleri azaltıp motosiklet alacaksın mesela. Harcadığın bu para bir başka kişinin cebine giriyor. Böylece ortada dolaşan para hep sabit kalıyor. Eğer bir ülke para basarsa parasının değeri düşüyor veya kilo kilo altın bulundu diyelim altının değeri düşüyor ama sonuçta 1000 birim para hep sabit. Şimdi güncel bir örnek veriyim.
Sabancıya ait bir şirkette çalışan işçi aylık 1000tl alsın. Bu parasının 400ünü kiraya versin. Ev giderleri 200tl. Kendi de 400tlsini biriktirsin ve 100 ay sonunda istediği bir otomobili satın alsın. Dışarıdan bakıldığında güzel bir yaşam. Adamın öğrenimi yoksa hele “bir başarı hikayesi” bile olabilir. Biraz içine girersek olayın: Adam sabancıya ait emlak şirketinin evlerinden birinde kalıyor. Ev alışverişlerini sabancıya ait bir marketten yapıyor. Arabasını da sabancının ithal ettiği bir markadan aldı. Sabancı ayda 1000tl maaş verdiği paranın tamamını adamdan geri aldı. Kendi çalıştığınız işi düşünün yaptığınız harcamaları. Bu örnekteki gibi parayı aldığınız kişiye %100 geri ödeme yapmasanız bile bir başka patrona geri ödüyorsunuz. Dolaşım izni olan köleden ne farkınız var? Dolaşırken bile uçak parası otel parası başka başka patronlara 1000birim paradan pay veriyorsunuz. Köleden ne farkınız var?
Sovyetler birliğindeki sistemde insanlar sadece bu düzeni görebilecekleri şekilde eğitilmişlerdi. Düzen çok daha açıktı aynı zamanda. Aldığınız çikolata Sovyet markası, giydiğiniz ayakkabı Sovyet, arabanız Sovyet… Maaşınızı veren de Sovyet. İnsanlar köle olduklarını gördüler ve bundan kurtulmak istediler. Hiç yaşamadıklarından bilmedikleri bir şey vardı o da kapitalizmin sadece köleliği çok güzel sakladığıydı. İnsanları çeşitli iletişim araçlarıyla uyut ve onları tüketmeye teşvik et. Öyle ki ceplerindeki paranın 3 katı kadar bile harcama yapabilsinler. Eğer geri ödeyemezlerse sorun yok, akrabalarından alırız. Hiç birinden alamazsak adamı hapse atarız adam intihar eder, çoluğu çocuğu ortada kalır. Ama bunların ne önemi var. Banka biraz zarar etse ne yazar, başka bankalar kar elde eder bu işten.
Amaç 1000 birimden pay kapmak. Birilerinin zenginliği bir diğerinin fakirliğiyle ancak mümkün oluyor. Bu işin aptallıkla fırsatları yakalayamamakla ilgisi yok. Tüm dünyadaki insanların geliri iki katına çıksa hiçbirşey değişmezdi. 2 kat param var gidip mağazadan bir değil aynı parayla 2 tshirt alayım derseniz avucunuzu yalarsınız çünkü tshirtün hammaddesi keten pamuk veya herneyse bunu üreten çiftçinin de sizinle beraber geliri 2 katına çıktı yani pamuğu 2 kat fazla paraya sattı üreticiye, üretici çalışan işçilere de üstüne 2 kat fazla maaş verdi tüm bunların yanında kendi kar’ını da 2 katına çıkardı ve bir tshirtün fiyatı da 2 kat arttı.
Yapılması gereken çok şey var. Belki de ilkel yaşantımıza geri dönmeliyiz. Parayı ortadan kaldırmalıyız. Nufusu tekrar köylere taşımalıyız (Bunun için belki de şehirlere yiyecek sevkiyatını durdurmalı çiftçiler). Daha yapılması gereken o kadar çok şey var ki. Bütün bunların yanında insanlığımızı tekrar bulabilecek miyiz merak konusu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder