27 Haziran 2011 Pazartesi

İstedikleri kadar namaz kılsınlar, zekat versinler; tüm zenginlerin sonu cehennem olacak!

Bunu anlamaları için hayatlarının ilk yıllarında fakir olmaları değil, zenginken bir süreliğine( ne kadar olacağı o kişinin bilinciyle alakalı) fakir olmaları gerek.

Afrikaya gitmeye gerek yok, Türkiyede bile milyonlarca insan akşam karnını doyuramadan yatarken banka hesaplarını şişirmekle uğraşan insanlardan bahsediyorum.

Herkesin ortalama diye tabir edilen gelir düzeyinde yaşaması gerekir. Bunun aksini iddia eden insanlığını kaybetmiş demektir.

Bir sürü insan çıkıp çok çalışıyorum Mercedes alamayacak mıyım, diyebilir. Onlara gerçekten Mercedes almaya ihtiyacın var mı? Bunun için bu kadar çok çalışman gerekli miydi, derim. Eğer gerekli derse onun gözü kapitalizm tarafından kör edilmiş demektir.

Dünyaya neden geldim? Bu dünyaya ne fayda sağladım? Gerçekten mutlu muyum?

İnsanlar o derece kör edilmiş ki hayatlarını ricky martin, dilek önder tweetleri, facebook kıskandırma mesajları atarak tüketiyorlar. Ve yaşlandıklarında ellerinde sadece yakınmak kalıyor. Başka insanları kıskanmak dışında yapacak bir şeyleri ne yazık ki kalmıyor. Onlara kızmıyorum, onları aşağılamıyorum sadece üzülüyorum. Keşke benim gördüklerimi görebilseler.

Müslüman zengin kesim ise cennete gideceklerinden ve günahsız olduklarından o kadar çok eminler ki. Diğer insanlara göre günahsız olabilirler ama etrafa saçtıkları paralara ne demeli? Devletin başındakilerin ülke paraları ile tatillere çıkmalarına 5 yıldızlı otellerde kalmalarına ne demeli. Tatile gitmek dünyayı görmek herkesin hakkı ama benim aklıma yatmayan bankadaki milyonları. Yılda bir kez kurban kesip, zekat verip, seçim zamanı fakirlere yardım ederek cennete gideceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar.

Çok şükür bunları görebilmek için maddi anlamda sıkıntı çekmem gerekiyormuş. Şu an hiç olmadığın kadar huzurluyum. Eğer günün birinde ortalama üstü param olsa, lükse kaçmadan

ben de dünyayı gezerim, yine lükse kaçmadan ev alırım, araba alırım. Bunlar her insanın sahip olması gereken nimetler. Ama bunların dışında hala param varsa gidip 1 milyon dolara yat almam, fakirlere dağıtırım.

Ne yazık ki dünya üzerindeki paranın büyük bölümü az sayıdaki insan arasında değiş tokuş edilirken, çalışan kesimin eline her zaman az para geçiyor. 3 milyon dolara tekne alsanız o para tekneyi yapan ustaya gitmiyor ne yazık ki. Usta ayda 1500 tl anca alıyor(belki daha az). Tersane sahibi elde ettiği karı bankaya koyuyor. Kısaca bu fiyata tekne alınca kimseye yardımınız dokunmuyor. Halbuki 200 bine bile tekne alsaydınız 2 milyon 800 bin dolarla kaç fakire yardım edebilirdiniz? Ben bunları niye yazıyorum ki? Bu yazıyı okuyanların 3 milyon doları yok ve iyi ki de olmayacak.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Üreten Ellere Sağlık

Hayır bu bir patronun söylediği bir söz değil. Onun ağzından ancak şu cümle çıkabilir: İşi ne, yapacak. Veya biraz insanlık varsa içinde: Eyvallah usta güzel olmuş.

Bu yazıdaki amacım patronları yermek veya bir parti propagandası yapmak değil. Solcu bir yazı yazmış diyebilirler. Ben gördüklerimi yazmaya çalışıyorum onu bir kılıfa sokmak size kalmış.

Tohumdan kocaman sebzeler üreten insanlara selam olsun. Ona sevgilerini katıp büyüten insanların ellerinden öperim. İçinde oturduğumuz evleri yapan ustaların kollarına sağlık.

Teknolojide bundan birkaç yüzyıl geriye gittiğimizde her şey aslında daha net gözüküyor. Üreten kesimin yerini robot eller aldığında üretilen malzeme de değersizleşiyor. Eğer böyle olmasa el üretimi alıcıya özel otomobiller 1 milyon dolar olmazdı. Herkes araba sahibi olmanın peşinde ama ne zaman bu amaca ulaşsalar kısa sürede sıkılıp gözleri başka bir arabaya kayıyor. Bunun nedenlerinden biri belki en önemlisi hepimize empoze edilen tüketme isteği.

Tüketme isteğimiz azaldığı takdirde para döngüsü yavaşlayacak ve malları ellerinde kalan patronlar bir bir iflas edecekler. Aslında ortada 1000 birim para var ve bu para tüm dünya içinde yer değiştiriyor. 1 birim maaş alıyorsun ay sonuna kadar harcama denilen çeşitli aktivitelerle bu paranı dağıtıyorsun. Biriktirirsen bile günün birinde harcayacaksın kefenin cebi yok diye doğru bir söz var. Alacağın kilo kilo etleri azaltıp motosiklet alacaksın mesela. Harcadığın bu para bir başka kişinin cebine giriyor. Böylece ortada dolaşan para hep sabit kalıyor. Eğer bir ülke para basarsa parasının değeri düşüyor veya kilo kilo altın bulundu diyelim altının değeri düşüyor ama sonuçta 1000 birim para hep sabit. Şimdi güncel bir örnek veriyim.

Sabancıya ait bir şirkette çalışan işçi aylık 1000tl alsın. Bu parasının 400ünü kiraya versin. Ev giderleri 200tl. Kendi de 400tlsini biriktirsin ve 100 ay sonunda istediği bir otomobili satın alsın. Dışarıdan bakıldığında güzel bir yaşam. Adamın öğrenimi yoksa hele “bir başarı hikayesi” bile olabilir. Biraz içine girersek olayın: Adam sabancıya ait emlak şirketinin evlerinden birinde kalıyor. Ev alışverişlerini sabancıya ait bir marketten yapıyor. Arabasını da sabancının ithal ettiği bir markadan aldı. Sabancı ayda 1000tl maaş verdiği paranın tamamını adamdan geri aldı. Kendi çalıştığınız işi düşünün yaptığınız harcamaları. Bu örnekteki gibi parayı aldığınız kişiye %100 geri ödeme yapmasanız bile bir başka patrona geri ödüyorsunuz. Dolaşım izni olan köleden ne farkınız var? Dolaşırken bile uçak parası otel parası başka başka patronlara 1000birim paradan pay veriyorsunuz. Köleden ne farkınız var?

Sovyetler birliğindeki sistemde insanlar sadece bu düzeni görebilecekleri şekilde eğitilmişlerdi. Düzen çok daha açıktı aynı zamanda. Aldığınız çikolata Sovyet markası, giydiğiniz ayakkabı Sovyet, arabanız Sovyet… Maaşınızı veren de Sovyet. İnsanlar köle olduklarını gördüler ve bundan kurtulmak istediler. Hiç yaşamadıklarından bilmedikleri bir şey vardı o da kapitalizmin sadece köleliği çok güzel sakladığıydı. İnsanları çeşitli iletişim araçlarıyla uyut ve onları tüketmeye teşvik et. Öyle ki ceplerindeki paranın 3 katı kadar bile harcama yapabilsinler. Eğer geri ödeyemezlerse sorun yok, akrabalarından alırız. Hiç birinden alamazsak adamı hapse atarız adam intihar eder, çoluğu çocuğu ortada kalır. Ama bunların ne önemi var. Banka biraz zarar etse ne yazar, başka bankalar kar elde eder bu işten.

Amaç 1000 birimden pay kapmak. Birilerinin zenginliği bir diğerinin fakirliğiyle ancak mümkün oluyor. Bu işin aptallıkla fırsatları yakalayamamakla ilgisi yok. Tüm dünyadaki insanların geliri iki katına çıksa hiçbirşey değişmezdi. 2 kat param var gidip mağazadan bir değil aynı parayla 2 tshirt alayım derseniz avucunuzu yalarsınız çünkü tshirtün hammaddesi keten pamuk veya herneyse bunu üreten çiftçinin de sizinle beraber geliri 2 katına çıktı yani pamuğu 2 kat fazla paraya sattı üreticiye, üretici çalışan işçilere de üstüne 2 kat fazla maaş verdi tüm bunların yanında kendi kar’ını da 2 katına çıkardı ve bir tshirtün fiyatı da 2 kat arttı.

Yapılması gereken çok şey var. Belki de ilkel yaşantımıza geri dönmeliyiz. Parayı ortadan kaldırmalıyız. Nufusu tekrar köylere taşımalıyız (Bunun için belki de şehirlere yiyecek sevkiyatını durdurmalı çiftçiler). Daha yapılması gereken o kadar çok şey var ki. Bütün bunların yanında insanlığımızı tekrar bulabilecek miyiz merak konusu?

21 Şubat 2011 Pazartesi

Köpek gezdirme servisi

Köpek gezdirme işine girmek istiyorum. İlan verdim hadi hayırlısı. Tüm kadıköy için günde sadece 10tl!!

20 Şubat 2011 Pazar

1 senedir işsizim

Bu blog 1 senedir işsiz olan ben tarafından açılmıştır. İyi derecede bilgisayar kullanıyorum.
İngilizce bilgim üst düzeydedir.... İş başvurusu yapmaktan gına geldi. Askerliğim yok! İş ilanlarının dörtte üçüne sırf bu nedenle başvuramıyorum. Başvursam da cevap alamıyorum. Bugüne kadar 4 yer ile birebir görüştüm. Şu an aslında birini aramıyorduk diyenlere en çok kızgınım. Boşu boşuna acaba bu işe girersem hayatım nasıl olur diye beni düşündürdükleri için. Bana sakallarımı kestirdikleri için... Biri haftanın her günü bizde iş var, gecemiz gündüzümüz yok demişti, şimdi acaba kabul etsemiydim o işi diyorum. Gerçi yine de alacağı kesin değildi ya. 800tl teklif etmişti az para değilmiş doğrusu keşke kabul etseydim? Bu arada itü mezunu bir gemi mühendisi olduğumu söylemem gerek. Benim gibi itü mezunu olup da işsiz kalan tanıdıklarım var. Bir tanesi en sonunda dayanamıyıp askere gitti gelince ne olacağı belirsiz. Bir tanesi 1 milyara çalışıyor, biri askerliğini yaptı 1200tl alıyor. Eğer bu blog u okuyan liseliler varsa mühendis olmaktan vazgeçsinler. İlla mühendis olacağım diyen varsa gitsin her daim memleketin her yerinde çalışabileceği inşaat mühendisliği okusun. Ama ne olur ne olmaz günün birinde işsiz kalabileceğini aklına getirip üç beş lira kenara koysun. Yanına bir kaç usta alıp kendi işini kurmak zorunda kalabilir. Bana sen de git tersane kur diyen olursa memleketin 4 bir köşesindeki tersanelerin sinek avladığını kendilerine söylemeyi bir borç bilirim.